kuruçeşme

Kuruçeşme

Ortaköy'den Defterdarburnu ile; Arnavutköy'den Sarrafburnu ve Çorlulu Ali Paşa Yalısı (bugünkü Robert Lisesi girişi) ile ayrılan sahil boyunca ve arkasındaki sarp kayalık tepelerde yer alır. "Bithias", "Kalamos", "Amopolos" ve "Kuruçeşme" günümüze kadar aldığı isimlerdir. Semt sakinleri, koruları ve bol akar suları yüzünden, eski isminin Koruçeşme olduğunu iddia ederler. Bizans döneminde stilit rahipleri, 433'ten itibaren Simon Stilit 27 yıl, 460'tan itibaren Danyal Stilit 34 yıl, birer sütun üzerinde bu semtte yaşamışlardır. Semte ait çok eski gravürlerde bu sütunlara rastlanmaktadır. 9. yy'da Patrik Tarsias (784-806) Ayios Tarsias Manastırı'nı yaptırmıştır. Bizans hizmetindeki Peçenekler 1048'de atlar üzerinde Boğaz'ı yüzerek geçip manastır yanından karaya çıkmışlardır. 15. yy'a kadar durduğu bilinen manastırın Defterdarburnu ile Kuruçeşme Koyu arasında olduğu tahmin edilmektedir. Kuruçeşme yerleşmesinin yüksek bir yerinde Ayios Dimitrios Ayazması vardır. Kaynağına uzun bir yeraltı yolundan gidilir. Tatlı suyunun şifalı olduğuna inanılır. Ayrıca bağlar içinde Ayia Lipsi, Ayios Nikolaos ayazmaları vardır. 17. yy'da köyün sakinleri, semtte cami, hamam, çeşme vb'leri olan daha çok dere içinde oturan Müslümanlar; 11 mahalle, 3 sinagog ile Yahudiler; 2 kilise, 3 mahalle ile Rumlar ve 1 kilise ile az sayıda Ermenilerdir. Bölgede bedesten, han, imaret binaları yoktur. Ancak 200 kadar dükkân bulunmaktadır. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde bahsettiği cami, II. Mehmed'in (Fatih) tezkirecibaşısı Osman Efendi'nin yaptırdığı bugün de ibadete açık olan camidir. 17. yy'da yenilenmiştir. Semte ismini veren çeşme, caminin alt katında ve doğu cephesinde (yol cephesi) harimin altında yer alan 1095/1683 tarihli çeşmedir. Daha sonra suyu kaçmış olan çeşmeyi Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa'nın kız kardeşi onartıp yaptırmıştır. Çeşme 1983'te restore edilmiştir. Caminin güneybatı köşesinde, Alay Emini Sokağı'nın hamamın arka bahçe duvarı ile bitiştiği yerde, yazıtı ve su haznesi ile acı sulu bir Osmanlı çeşmesi, günümüzde de kullanılmaktadır. Köy içinde Kırbaç Sokağı'nda Surp Haç Ermeni Kilisesi, Alay Emini ve Kırbaç Sokağı'nın kesiştiği yerde Rum Ayios Dimitrios Kilisesi ile Sarrafburnu'ndaki bir Rum ailenin şapeli niteliğinde Ayia Yani kiliseleri günümüzde faaldir. Sinagoglar ve Yahudi mezarlıklarından hiçbir iz kalmamıştır. Kuruçeşme 19. yy'ın başlarında İstanbul'un önde gelen semtlerinden idi. Bu semtte padişahın özel izniyle oturulabilirdi. Müslüman yapıları aşıboyası, yeşil, beyaz; azınlık yapıları kurşuni, sarı renklere boyanırdı. Yükseklikleri farklı olurdu. Ulaşım, alışveriş kayıklarla yapılır, kayıklar kişilerin sosyal durumlarına göre saptanırdı. Sık iskeleler arasındaki rıhtımda hizmetkârlar dolaşır, balıkçılar ağlarını yayar, kayıkçılar mallarını satarlardı. Kuruçeşme'de Ortaköy sınırından Sarraf burnu'na kadar, sahilde, sultanların ve devletin ileri gelenlerinin yalıları yer alırdı. 19. yy'ın başlarında, Ortaköy Defterdarburnu'ndan Kuruçeşme'ye doğru ilk yalı III. Mustafa'nın (hd 1757-1774) kızı Hatice Sultan'ın Neşetâbâd Sahilsarayı idi. Hatice Sultan'ın ölümünden sonra diğer sultanların oturduğu yalı 1892'de yıktırılmış, yerine II. Abdülhamid'in (hd 1876-1909) kızları Zekiye ve Naime sultanlara, eş iki saray yaptırılmıştır.
Defterdar İbrahim Paşa Camii'nden sonra Sadrazam Yusuf Paşâ'nın kardeşi Süleyman Bey Yalısı gelmekteydi. Hatice Sultan bu yalıyı maiyeti için kiralardı. Çeşitli defalar el değiştiren yalı 1908'de II. Meşrutiyet'ten az evvel II. Abdülhamid tarafindan satın alınarak kızı Naile Sultan'a hediye edildi. Kuruçeşme'de 5 tane iskele vardı. Bunlar: 1. aralık iskelesi, Kuruçeşme iskelesi (bugün Kuruçeşme Parkı içinde kalan iskele); 2. aralık iskelesi (yine park içinde İSKİ su tankerlerinin durduğu iskele), 2. aralık İskele (vapur iskelesi yapısının olduğu yer), 3. aralık iskele (Galatasaray Adası'na kalkan motorların iskelesi); Kuyumcubaşı İskelesi (Sarrafburnu'nun bugün kazıklı yolun başladığı yer) idi. Tezkireci Camii karşısında deniz kenarındaki bostancı karakolu ve yakınında Kızlar Ağası Ahmed Ağa tarafından yaptırılmış bir mektep vardı. Kuyumcubaşı İskelesi'nden Çorlulu Ali Paşa Yalısı önüne kadar olan yer yaklaşık 200 yıldır Sarrafburnu olarak anılmaktadır. Yalıların büyük bir kısmı işgal sırasında, 13 Haziran 1919'da Fransızların Kara Todori Paşa Yalısı'ndan çıkardıkları yangının büyümesi ile yok olmuş, ayakta kalabilenler de imar hareketlerinin kurbanı olmuştur. İstiklal Savaşı sonrasında hanedanın ve azınlıkların sahipsiz bıraktığı, arsa haline gelen bu yerler kömür deposu haline getirilmiş, ayakta durabilenler tütün vb depolarına dönüşmüş veya yıkıntı haline gelmiştir. Kuruçeşme sahilleri uzun süre kömür deposu olarak kullanılmış ve çirkin bir görünüm sergilemiş, 1986'dan sonra sahil kömür depolarından temizlenerek yeşillendirilmiş, kısmen park olarak düzenlenmiş, kısmen de Naile Sultan Yalısı'nda olduğu gibi güzel restitüsyonlar yapılmıştır. Son imar hareketleri sırasında Sarrafburnu yalıları ve Arnavutköy yalıları önünden kazıklı yollar geçirilmiş ve kıyı kısmen doldurularak kıyı hattı ve kotu değiştirilmiştir.
Tarih boyunca yeşil koruları ile anılan Kuruçeşme gravürlerde de böylece resmedilmiştir. Başvekâlet arşivinde Asâkir-i Mansure teşkilatı zamanında sayıları 28 olarak tespit edilen bahçeler arasında adı sayılmaktadır. Sultanlara ve zamanın yüksek rütbeli kişilerine ait olan sahilhane ve köşk bahçelerine çok önem verilmiş, hatta zaman zaman Avrupa'dan bahçıvanlar getirtilerek bahçeler düzenletilmiştir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »