bebek

Bebek

Küçük bir balıkçı köyü olarak, tarihinin Milattan öncesine kadar gittiği sanılan semtin bilinen en eski adının, çeşitli kaynaklarda çeşitli şekillerde yazılan (Challae, Chilai, Khile) ; Skallai (iskeleler) sözcüğünün bozulmuş bir biçimi olan Hallai olduğu ileri sürülmektedir. Osmanlı döneminde Bebek'e ve Bebek adının kökenine ait ilk bilgiler İstanbul'un fethinin hemen öncesine gider. İstanbul'un kuşatılması sırasında ve Rumeli Hisarı yapılırken bu yörede Bizans egemenliğinin zayıfladığı, hatta buradaki balıkçı köylerinin Galata'ya bağlı oldukları sanılmaktadır. Başta Evliya Çelebi olmak üzere, bazı kaynaklar, II. Mehmed'in (Fatih) Rumeli Hisarı'nın yapımı ve kuşatma sırasında asayişi sağlamak üzere buraya Bebek Çelebi adlı veya lakaplı bir bölükbaşı tayin ettiğini; Bebek Çelebi'nin semtte bir köşk ve bir bahçe kurduğunu, ölümünden sonra semtin onun adıyla anıldığını yazmaktadır. IV. Murad döneminde (1623-1640), padişah, Yeniçeri Ağası Hasan Halife'ye Bebek'te bağlık bahçelik geniş bir arazi ihsan etmiş ve semt bir süre Hasan Halife'nin adıyla birlikte anılmıştır. Yavuz Sultan Selim'in Bebek'te, büyük ihtimalle daha sonra Bebek Bahçesi'ndeki ünlü Hümayunâbâd Kasrı'nın (Bebek Kasrı) bulunduğu yerde bir kasır yaptırdığı, aynı dönemlerde Bebek çevresinde Kayalar mevkiinde bir tekke bulunduğu (Durmuş Dede Tekkesi), IV. Murad döneminde Hasan Halife Bahçesi'nin ününün semti çok aştığı çeşitli kaynaklarda ileri sürülüyorsa da, 18. yy'ın ilk çeyreğine kadar yörenin mahmur olmadığı, var olan kasırların terk edildiği, hattâ bu harabelerde barınan haydut, eşkıya yüzünden kötü bir üne sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bebek'in rağbet gören bir semt haline gelmesi III. Ahmed ve sadrazamı Damat İbrahim Paşa zamanına rastlar. Bu dönemde Bebek Bahçesi'nde Hümayunâbâd Kasrı, Bebek Camii, mektep, çeşme, hamam, değirmen ve dükkânlar inşa edilmiş; semt şenlenmeye, kalabalıklaşmaya başlamış; Türkler, Rumlar, Yahudiler, Ermeniler semtte köşkler, konaklar, yalılar yaptırmışlardır. 18. yy sonundan 19. yy ortalarına kadar olan dönemi kapsayan Bostancıbaşı Defterleri'nden, Arnavutköy iskelesinden Rumelihisarı'na uzanan bu sahilde, şeyhülislam, Rumeli kazaskeri, reisülküttab, hekimbaşı gibi devlet ricalinin, birkaç nesil aynı ailenin elinde kalmış ya da kalacak olan 40 kadar sahilsaray ile bahçelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bunların arasında Himmetzadeler, Dürrizadeler, Yesârizadeler ve Elmaszadelerin yalıları dikkati çekmektedir. Semtin yazlık olmaktan çıkıp sürekli yaşanan bir semt haline gelmesinde 19. yy ortalarından itibaren vapur seferlerinin başlamasının, daha sonra da tramvayın gelmesinin payı vardır. 19. yy sonundan itibaren sahilde ve sırtlara doğru yalılar ve köşkler çoğalmıştır. 1914'te Şirket-i Hayriye'nin yayımladığı Boğaziçi adlı kitapta, Bebek'te çoğunluğun İslam olduğu, ancak İngiliz, Fransız ve Amerikalıların da bulunduğu kaydedilmektedir. Amerikalıların varlığı 1863'te Bebek sırtlarında kurulan Robert Kolej ve Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde ders veren öğretmenlere bağlanabilir. 1960'ta R. E. Koçu'ya göre 414'ü ev, 187'si apartman dairesi olmak üzere toplam 739 hanenin bulunduğu Bebek semti, günümüzde Boğaziçi'nin en seçkin ve lüks sayılan semtlerindendir. Nüfus kompozisyonunda eskiden olduğu gibi yine yabancıların önemli bir yeri vardır. Bir zamanlar, kötü havalarda teknelerin sığınmaya çalıştıkları ve bir dönem de kalafat yeri olarak kullanılmış Bebek Koyu bugün yatların, yelkenlilerin ve sürat motorlarının demirledikleri bir koy görünümündedir. Bebek Vapur İskelesi'nin ve Bebek Camii'nin yanında, halen Mısır Konsolosluğu'na doğru park olarak uzanan bölgede 1908'de II. Meşrutiyet ilan edildiğinde halka açık bir "Millet Bahçesi", bir de deniz kenarına bir gazino yapılmış; Bebek Gazinosu diye bilinen bu gazino 1957-1958 arasında Bebek Meydanı yeniden tanzim edilirken kaldırılmış, 1960'larda yeniden açılmış, nihayet 1980 sonrasında park yeniden tanzim edilirken gazino bütünüyle yok olmuştur. 1965-1970 sonrasındaki Boğaz tepelerini ve korularını tahrip eden hızlı yapılaşma sırasında Bebek sırtlarının yeşili bütünüyle ortadan kalkmış; ahşap ve eski kâgir evler yıkılarak yerlerine apartmanlar dikilmiş, Bebek, yokuş ama çok işlek bir yolla tepedeki Etiler'e bağlanmıştır. Güneydeki Küçükbebek kesimi kuzeydeki Büyükbebek kesimine oranla daha yoğun bir yerleşmedir. Akıntıburnu'ndan Aşi'yan'a doğru sahilde pek az yalı kalmıştır. Buradan yoğun trafikli sahil yolu geçmektedir.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

:: Sonraki »